<< Önceki- Sonraki >>

(ÖYKÜ) İYİ NOT!...
                 Su için köyden kente gidip okumak,bilgilenmek,büyük adam olmak başka dünyaları keşfetmek gibi bir hayaldir.Babası dünyaları gezsin dereden çaya,çaydan nehire,nehirden denize, denizden okyanuslara ulaşsın büyük adam olsun diye adını Su koymuştur.
             Bin dokuzyüz altmış altı yılında her türlü zorluğa karşın kente gelir.Küçük bir oda kiralanır,'' yeme,  çalışma, uyuma, dinlenme gibi her türlü doğal ihtiyaçlarını aynı oda da paylaşacaktır.Otuz beş bin nüfuslu bu anadolu kasabasında cumbalı evleri asvaltlı caddeleri ,arnavut kaldırımlı yolları, yol boyu Akasya ve Çınar  ağaçlarını ,Bisiklet ,binek otomobillerini ,kamyon ve otobüsleri ,dergi ve mecmuaları ilk kez burada görüp tanıyacaktır.Ne bulursa  okur bilgi birikimleri artmalı ki büyük adam olsun . Dünya nasıl bir yer ülkem nasıl bir yer ,bunları mutlaka öğrenmeli.
          Kente gelişinin ikinci yılında en çok zorlandığı hiç geçerli not alamadığı  ders olan  Kompozisyon la bir türlü yıldızı barışmaz . Daha doğrusu  Kompozisyon un ne demek olduğunu buraya gelince öğrenmeye başlamıştır.Kompozisyon dersine kısa  denilecek boyda biraz kompleksli  kaprisli, uzun burunlu Gülsen Öğretmen gelmektedir.Kırk kişilik sınıfta (notlar on üzerinden olup bir,iki, üç ve dör zayıf, beş,altı....... yükseldikçe notlar iyi olmaktadır.)en fazla iki üç öğrenci geçerli not alır diğerleri hep bir iki üç alırdı.Bu durum yaşıtlarına nisbet biraz gelişmiş ve uzun boylu olan en arka sırada oturan  Mustafanın canını sıkar ,parmak kaldırıp söz hakkı ister  sınıftaki diğer öğrenciler parmak kaldırmaya bile çekinirken  Mustafanın bu durumunu şaşkın şaşkın izlemektedirler. Gülsen Öğretmen Mustafanın soru soracağını anlamış olacak ki
-Buyur çocuğum ne diyeceksin....
Mustafa-(ağzı köpükler saçarak)biz sizin dersinizde n yazıyoruz, yazıyoruz hep zayıf alıyoruz  bunun nedenini açıklarmısınız?
Gülsen Öğretmen- (biraz şaşkın,birazda sinirli bir şekilde) otur aptal.... sersem şey... Hakim, Sacı, Doktor çocuğu olsaydınız iyi not alırdınız!....
          Mustafa çok sinirlenir ve öğretmenin bu sözüne karşılık çok ağır küfreder ve yerine oturur.
        Su'nun aklında ve düşlerinde ne Öğretmenin Öğrenciyi azarlayan olumsuz yaklaşımı, ne de Mustafa'nın hoş olmayan küfrü vardır,'' Galiba biz adam  olamayacağız , bırak Hakim, Doktor ,Savcı çocuğu olmayı  babası dar gelirli bir köylüdür''.Su beş çocuklu ailenin  dördüncü çocuğudur. Öğretmene göre su 'nun adam olması hayalden öteye gitmez ,hemen toplanıp köye gitmeli, ırgatlık, çobanlık yapmalı........
   Asla teslim olmaz tam tersine koşullar ne olursa olsun okuyup adam olacaktır. Gülsen hanımın Kompozisyon dersi lise -1 de bir yılına mal olsada yine okuyacaktır.
      Su her türlü olanaksızlıklara karşın liseyi bitiripAnkara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim bölümüne birincilikle girer. bütün olumsuzluklar onu beklemmektedir,orta ikinci sınıftan buyana resim yaparak, tabela yazarak  geçimini sağlamıştır, .Üstelik sanat eğitimi almak daha pahalı .. Ülkede çalkantılı bir durumda olsa,Eğitim ,Ekonomik,Siyasal durum yaşam koşullarını belirlese de bunları çözmeye kararlıdır. Hiçbir mücadeleden geri durmaz zaten''yaşamak onunla mücadele etmek onu yenmek değilmidir?..''
   Su bunları başarmış  Öğretmenliğinin  on ikinci yılında  İstanbul Ataköy Lisesinde Resim Öğretmenliği yapmaktadır.Bir haftalığına Atatürk Havaalanı yanındaki okula da   gitmek durumunda kalır ,İstanbulda da kitap resimlemeleri dergiler gazeteler ve kaset kartpostal çalışmaları yaparak İstanbulda daha yoğun yaşamak zorunda kalır.
     Su görevli gittiği okulun  Öğretmenler odasında otururken gözüne masadaki öğretmenlerin listesi ilişir'' o da ne!...''Gülsen Öğretmenin adı masadaki listede durmakta , Su'yu yıllar öncesine götürmektedir. Arkadaşlarına Gülsen  hanımın okulda olup olmadığını sorar arkadaşları yarın sabah geleceğini söylerler.
    Su o gece hemen hemen hiç uyuyamaz,acaba Gülsen hanım Edebiyatçı olduğuna göre kimbilir kaç kitap yazmış ,hangi gazete ve dergide köşe yazıları yazmakta!... kendi kendine hayaller kurmaktadır.
   Sabah sekizde  Su Gülsen hanımı tanımıştır, yaşlanmış yüzü susuz kalmış toprağa benzemekte, sanki boyu biraz daha küçülmüş gibidir,   Su- Günaydın hoca hanım siz beni anımsamayabilirsiniz ama ben sizin şu kasabada öğrencinizdim afedesiniz ama o gün böyle böyle diyordunuz ,hala aynı düşünceyi paylaşıyormusunuz..Gülsen öğretmen neye uğradığını şaşırmış bir halde şey!!...tabi!.. evet der ....
Su çantasından yapmış olduğu çalışmalardan bir bölümünü Gülsen öğretmene verir   ,  bunlar benim çalışmalarım en az sizin kadar Edebi bilgim olduğunada inanıyorum kaç kitap yazdınız hocahanım?...
 Gülsen Öğretmen'in yüzü dahada tuhaflaşmış, yıllar önce düşünmeden söylediği sözlerin içinde  kendini bir mahkum gibi cezalandırılmış gibi hissetmektedir Gülsen hanım hiçbirşey söylemez canlı manken gibi olduğu yerde kalakalmıştır. Su artık  insan olabilmenin ,sanatçı olmanın  ,kültürlü olmanın ne demek olduğunu çok iyi anlamıştır,öğretmen ve öğrenci kavramlarının na kadar önemli ve özverili olduğunu  öğrenmek için yaşamın içinde olmanın önemini daha iyi kavramıştır



                                                                                 Sadık ÖZTÜRK                                                                          20 Eylül 2008 İZMİR     




<< Önceki - Sonraki >>

Yorum Yap

     
 
 
[Ana Sayfa] [Otobiyografi] [Makaleler] [Basından] [İletişim] [Yönetim]
[Resim] [Heykel] [Karikatür] [Kartpostal] [Şiir] [İllustrasyon] [Kitap Resimlemeleri] [Senaryo Denemeleri]
2008 yılında tasarlanmıştır. 1024 x 768 çözünürlüğünde ziyaret edilmesi önerilir. İnternet Explorer 7 ve Mozilla Firefox ile test edilmiştir. sadikresim@hotmail.com